Sırrı Süreyya Önder Sözleri

 

sırrı s

 

Bu ülke insanı kendi mutluluğu için bugüne kadar aslında hiçbir şey yapmamış. Yani, bu ülke ne kadar daha güzel ülke olabilir?

Eskiden yarı şaka bir sosyalizm tarifimiz vardı bizim. “Sosyalizm, incir vakti incir yemektir” derdik, ama “incir vakti herkesin incir yemesi” derdik. Eskiden bu inciri çok önemserdim, vaktinin anlamını kavramazdım. Artık dünya bize bir şeyi vaktinde yemenin kıymetini de öğretti, herkesin yemesinin zorunluluğunu da. Bildiklerimizin, yanıldıklarımızdan daha fazla olduğu bir ülkeyi düşlüyorum. Bu hepimiz için, belki bütün bu çekilen sıkıntılara değecek bir yolun başlangıcı olacaktır. Başlangıcı bile kâfidir.

Zengin olmak gönül biriktirmektir, yıkmakla sadece fakirleşirsiniz.

Bu topraklarda yıllarca Kürt’ün ne dirisi ne de ölüsü rahat huzur yüzü görmedi.

İdam cezası, ‘intikam’ üzerine inşa edildiği için hukuki değildir. İdam cezası, telafisi ve geriye dönüşü imkânsız sonuçlar doğurabileceği için insani değildir.

Bediüzzaman‘ı hayatımın çok önemli bir yerine koydum. Hayatının bütün dönemlerinde zulme uğramış bir insan. Bediüzzaman’ı sadece Kürt kimliğiyle okuyanlar hataya düşerler. O, Kürt milliyetçiliği yapmamıştır. Nurların en önemli yanı imanın ihyasıdır.

Bugün çözüm için Bediüzzaman, bir aydın, bir öncü olarak kabul edilebilir. Çok geç değil.

Bir insanın hayatını kırabilecek en önemli şey, muazzam bir haksızlığa uğramışlık duygusudur.

Bu ülkenin tarihi, hayal kırıklarının tarihidir.

Ben hiçbir zaman “Biz darbenin, 12 Eylül’ün mağduruyuz” söylemine ısınamadım. Biz 12 Eylül’ün hasmıyız. Biz onunla mücadele ettik, ona itiraz ettik, savaştık ama yenildik.

Ana akım medya, yazılı görsel bütün şeyleriyle, bir öğrenilmiş cehaletle hükmünü icra ediyor. Cehalet olduğu su götürmez. Sadece bugün ülkenin gündeminde konuşulan şeylerin konuşulma biçimine baktığında, bu hükmü bir çocuk bile verebilir. Ama bu cehalet bu insanın anamnezinde, yani gerisinde, hikayesinde böyle bir cehaleti açıklamaya yetmiyor. Bu topraklar, hikmet adamlar toprağı. Dünyanın bütün önemli sözlerini söyleyenlerin hepsiyle hısım akrabayız. Bu topraklar aynı zamanda düşman icat etmeden hükümranlık sürülebilecek topraklar değil. Herkes birbirinin kuyusunu zehirliyor, herkes. Yani, kim bir su başındaysa, öbürünün suyunu zehirleme çabası içinde. Böyle idare edilebiliyor bu topraklar. Hani, hep sorun çözme kabiliyeti yok denir. Ben bunun bir yönetim biçimi olduğunu düşünürüm. Kabiliyetsizlikten değil, böyle yönetmeyi tercih etmelerinden kaynaklanan bir şey olduğunu düşünürüm.

Bu ülkenin tarihi, hayal kırıklarının tarihidir.

Askerliğin zorunlu olduğu yerde şehitlikten bahsedilemez. Vicdani retçiliğin hak olarak tanınmadığı bir yerde şehadet olmaz.

Sanat bir meseleyi görünür kılar, siyaset çözer.

Kamusal gücü elinde bulundurana yönelir, muhalif olan.

İnsan olmakla kazandıkları hakları, bu halk (Kürtler) kullanamıyor.

Bugün Kürtlerin dertleriyle uğraşmayana sosyalist denmez.

Kemalizm bir dar görüşlülük olarak yıllarca düşman icat etmeden bu ülkeyi yönetemeyeceğini, bir yönetme ve sorun çözme kabiliyetinin olmadığını gösterdi. Bu dar görûşlûlûk şimdi başka bir dar görûşlûlûkle yer değiştirdi.

Dünyadaki her yurttaşla, her yoksulla, her mazlumla bir aidiet ilişkisi kurabilecek kadar kendimi yonttum.

Altan Tan bu ülkeye Allah’ın bir lütfu keremidir.

Kürt meselesi bu ülkede salt Kürt meselesi değildir. İçinde, bütün bu ülkedeki sömürüyü, tarihi sömürüyü, tarihi zulmü, ceberrut devleti, tekçi anlayışı, ötekileştirici yaklaşımı, gayrieşitlikçi zihniyeti, tümünün vücut bulmuş halidir.

Tarihin baştacı ettiği hiçbir işkenceci, hiçbir zalim yoktur.

Cumhuriyet, kurulduğu günden beri bu ülkede farklı her sese tahammülsüz bir yapılanmadır.

Mevcut hükûmet, dönüşerek statükonun en önemli bileşeni ve temsilcisi durumuna geldi. Cumhuriyetin mirası, Ak Parti’de kristalize olmuştur bugün. Bütün refleksleri aynı. Bütün tahammülsüzlüğü aynı. Bütün mühendislik gayreti aynı. Kemalizmin en belirgin özelliği, bilip bilmediği her alana müdahil olma gayretkeşliğidir. Bu hükûmet de kimin kaç çocuk doğuracağından kürtaja, doğurup doğurmayacağına, mitingi nasıl kutlayacağından nerede kutlayacağına varana değin her şeye mudahil.

Cumhuriyet, ilan edildiği günün şartlarıyla, zorunluluklar ve imkanların buluştuğu noktanın adıdır.

Cumhuriyetperver olmak bir erdem değil, bence bir tembelliktir çünkü “biz” kavramının içini kelepçeyle sıkmış, sıkmış son kertesine kadar.

Tek millet, tek mezhep, tek cinsiyet. Al sana cumhuriyetin tarifi. Erkek olacaksın, Sünni olacaksın ve Türk olacaksın.

Zamlar için “İçkiyi içen, gazı yakan ödesin” demişti Enerji Bakanı. Madem öyle, Suriye’yle de tezkereyi çıkaranlar savaşsın!