Neyzen Tevfik Sözleri

neyzen_tevfik-2

 

Felsefemdir kitab-ı imanım, taparım kendi ruhumun sesine. Secde eyler hakikatim her an, kalbimin ateş-i mukaddesine.

Gözünü aç daha meydan var iken, dizginin cambaz elinde neyzen! Girmedim ya kapısından baktım, cenneti at pazarı sandım ben.

Hayat üç buçukla dört arasındadır; Ya üç buçuk atarsın ya da dört dörtlük yaşarsın…

Bi-namaz deyip beni Hak’tan uzak gören, sığmaz senin hayaline mihrap ü mübrem. Sen sade beş vakitte ararsın Allah’ını, ben her zaman onunla emin ol beraberim.

Bir günahkâr insanım ben, yok yüzüm Peygambere. İstemem bir türlü gitmek, böyle huzur mahşere. Tesadüf eylerim derken, belki bir gün rehbere, düşmüşem elsiz ayaksız, bak aslan-ı haybere.

Boş kafa gezdiren seyyahlar gibi, keşkülünün delik çıkmasın dibi, ariften anlasın seçsin garibi, hakikat yolunda yorulmuş olsun.

Yapmak, yıkmak senin bu gamlı ömrü. Ben gönlümü sana verdim götürü. Sana meftun olduğumdan ötürü sarhoş oldum neyzen, coşarak geldim.

Yurdu şahane cehalet yeni baştan bürüdü. Hayliden hayli kalınlaştı yobazlık yeniden, softalık zorlu anırtı ile aldı yürüdü. Kara bir kinle taassub pusudan çıktı yine, yurdu şahane cehalet yeni baştan bürüdü.

Bu tecelli-i hayat aşk ile büktü belimi, çağlayan gözyaşı mı, yoksa ki hicran seli mi? İnleyen saz-ı kazanın acaba bam teli mi? Çevrilir dest-i kaderle bu şu’unun fili mi?

Cehaletten serîr-i hakimiyyet çöktü alçaldı, hulasa mülk-ü milletten kuru bir iskelet kaldı.

Istırabın sonu yok sanma, bu alem de geçer, ömr-i fani gibidir, gün de geçer, dem de geçer, gam karar eyliyemez hande-i hurrem de geçer, devr-i şadi de geçer, gussa-i matem de geçer, gece gündüz yok olur, an-ı dem adem de geçer.

İnanmaz ilme, takdire, kulak asmaz tedabire, pes-ü belasını görmek gelir güç çünkü hınzire.

İyi bak kabına, olmasın delik, boşuna taşırsın, gider gündelik. Anında olmalı, ettiğin iyilik, alem duysun diye, inayet etme.

Çıkmıyor bir an ciğerden, geldi sevda hançeri. Hakkın aşkına esir ol, doğum günlerden beri zikreylerim ismini ben gal-u beladan beri. O kadar yandım yakıldım unuttum her yeri.

Dudağında yangın varmış dediler, ta ezelden yayan koşarak geldim. Alev yanaklara sarmış dediler, sevda seli oldum; taşarak geldim.

Duysun aşkın elindeki rebabı, okusun alnında çile kitabı, neyzen gibi günahının hesabı, mezara girmeden sorulmuş olsun.

Farkı yoktur aşıkların sağırdan.

Kapılmışım ak oduna bir kere, katlanırım her bir cefaya, cevre uğraya uğraya devirden devre bütün kainatı aşarak geldim.

Kim demiştir kanun alınmıştır ayakaltına, böyle bir halin vukuunda hamiyyet çiğnenir. Devleti yolsuz görenler halt eder bir beldede, kaldırım olmazsa kanun-ı hükûmet çiğnenir.

Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler; kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus! Dediler. Künyeni almak için, partiye ettim telefon; bizdeki kayda göre, şimdi o mebus dediler…

Sen takıl da peşine bir sürü ehl-i tarabın, korkmadan gir kanına hikmetin, aşkın şarabın!

Sevdanın oduna pek güvenilmez, tutuşursan eğer kolay sönülmez. Bu yolun hükmüdür geri dönülmez, canına kıymazsan seyahat etme.

Gel dese de bakma nakes aşına Bir fırsat arar da kakar başına.

Göbekler perçin olmuş, hava geçmez aradan, bozulmayacak kız mı var, sen haber ver paradan.

Göründü memleketin iç yüzü, çöktüyse temel. Şimdilik harice karşı yüzümüz olsa dahi yüzümüz yok bakacak kabrine ecdadımızın. Tükürür zannederim çehremize, vatanın tarihi.

Şahit-i şevk u safa etmez teveccüh bizlere, yaver-i bahtı ezelde gırtlağından boğmuşuz. Safha-i mazi mülevves, hal b.k, ati kenef mader-i hürriyetin güya g.nden doğmuşuz.

Şüphemin dalgaları her dini boğdu, aştı, gönlümün yolları gittikçe karanlıklaştı.

Hayat, çatlak bardaktaki suya benzer içsen de tükenir içmesen de, bu yüzden hayattan tat almaya bak: Çünkü yaşasan da bitecek yaşamasan da.

Be soysuz! Namaza durduğun yönü bilirsin de, kıble diye, secde edip alnını koyduğun toprağı neden söylemezsin vatan diye?

Yamansın her zaman aldattın beni, kâh düşürdün kahi kaldırdın felek! Mecnun’sun diyerek Leyla peşinden, ıssız vadilere saldırdın felek!

Ne şeriat, ne tarikat, ne hakikat, ne türe, süremez hükmünü bunlar yaşadıkça bu küre cahilin korku kokan defterini tanrı düre! Marifet mahkemesinde verilen hükme göre, cennet iflas eder, efsane-i adem de geçer.

Ney susar, mey dökülür, gulgule-i cem de geçer, ibret aldın, okudunsa şu yaman dünyadan, nefsini kurtara gör masyad-ı mafihadan.niyyet-i hilkatı bul aşk-ı cihan aradan, önü yoktan, sonu boktan, bu kuru da’vadanutanır gayret-i gufranla cehennem de geçer.

Sanma ki ciddiyet ile sarf ederim sanatımı, ney elimde suyu durmuş kuru musluk gibidir. Bezmi meyde sühefanın saza meftun oluşu, nazarımda su içen eşeğe ıslık gibidir.

Yüz bin leyla doğar alemde her gün, senin aradığın zevk, sefa düğün. Tutacağın işi önceden düşün; daha ilk adımda nedamet etme.

Neyzen, çalarken mi neşelenirsin, yoksa neşeli olduğun zaman mı çalarsın? Maliye bakanı hakkında yolsuzluk dedikodularının dolaştığı bir dönemidir. Neyzen: “Maliye vekili değilim ki, çalarken zevk alayım.

Öleceğiz birgün, gömecekler. Bikaç gün övecekler, sonra kalan malını bölecekler; Hatta memnun kalmayıp üstüne birde sövecekler.

Rakı, şarap içiyorsam sana ne? Yoksa sana bir zararı içerim. İkimizde gelsek kıldan köprüye, ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.