Nazım Hikmet Sözleri

 

 

nazım hikmet

 

Sen yanmasan,ben yanmasam,biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine.

Ne ben Sezarım, Ne de sen Brütüssün. Ne ben sana kızarım ne de zatın zahmet edip bana küssün.Artık seninle biz,düşman bile değiliz.

Biz başka severdik. O yüzden başka sevemedik.

Yoldaşlar, nasib olmazsa görmek o günü, Ölürsem kurtuluştan önce yani, alıp götürün Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni.

Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani, Öylece gibi de görünüyor, Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni, ve de uyarına gelirse, tepemde bir de çınar olursa, taş maş da istemez hani.

Yolunu beklerken daha dün gece, kaçıyorum bugün senden gizlice. Kalbime baktım d…a işte iyice; anladım ki sen de herkes gibisin!

Yürekli bir kadının başı, yüreksiz bir erkeğin omuzuna ağır gelir!

66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali.Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.”Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz,dedi Hikmet.

Anlamaya başlıyorum, inanmayı yitirmek pahasına.

Antepliler silâhşor olur,uçan turnayı gözünden,kaçan tavşanı ard ayağından vururlar.

Artık şaşırtmıyor beni dostun kahpeliği, elimi sıkarken sapladığı bıçak.Nafile, artık kışkırtamıyor beni düşman.

Ben hem kendimden bahseden şiirler yazmak istiyorum, hem bir tek insana, hem milyonlara seslenen şiirler.

Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü Dünya.

Ben Türk dilinin şairiyim. Hayatımı buna adadım.

Aşk, bazen gitmekle kalmak arasında verdiğin en büyük savaştır. Sevmeyenin aklı, gerçekten sevenin kalbi kazanır bu savaşı.

Aşkın bu denli sıradan olmadığına inanıyorum ben. Önce sıradanları yaşayacaksın ki, gerçek olanı anlayabilesin.

Bazen önemli olmamalı gidecek olan yada gelmeyen. Çünkü bazen, başlaman gerekir her şeye yeniden.

Belki ben sana sevmeyi öğretemem , Ama sen de bana , unutmayı öğretmezsin . Belki ben sana kavuşmayı öğretemem, Ama sen de bana , ayrılığı öğretemezsin.

Ben, sensiz yaşayamam diyenlerden değilim. “Sensiz de yaşarım; ama seninle bir başka yaşarım.

Bence Sen De Şimdi Herkes Gibisin.

Benim gönlüm bir kartaldır.

Benim idealimdeki rejim olsa, ben de seni astırırdım. Sonra da darağacının altına oturup hüngür hüngür ağlardım! (Necip Fazıl’ın ‘Benim idealimdeki rejim olsa seni astırır, sonra da mezarını türbe yaptırırdım’ sözüne cevaben)

Koşuyor altı yaşında bir oğlan, uçurtması geçiyor ağaçlardan, siz de böyle koşmuştunuz bir zaman. Çocuklara kıymayın efendiler.

Matematik, sibernetik, fizik, müzik, tüm bunlar, eninde sonunda, sadece, insanlar şiir okumayı öğrensinler ve anlasınlar diye gereklidir.

Benim kelime hazinem çok geniştir, derdim. Senin bir kelimene yetemedim ; Git, ne demekti sevgilim ?

Bir gülüşün ateşiyle yakmasını biliriz ölümün önünde sigaramızı.

Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim. Dağlara çarptım her esişimde. Yollara küfrettim her gidişinde.

Bir senfoni vardı kulağımda çalınan,bitti artık hepsi.

Birgün bensizlik çalar kapını. Benli dünleri düşünür, avunursun… Sanma ki yalanlar içinde, ben gibi bir doğru bulursun …

Biz; ince bel, ela göz, sütun bacak için sevmedik güzelim.. Gümbür gümbür bir yürek diledik kavgamızda…

Boğazlanan bir çocuğun kanı gibi aktı zaman.Sonra resmen kapandı O fasıl,Şimdi üçüncüden bahsediyor,Amerikan doları fakat gün ışıdı herşeye rağmen.

Bu göl İznik gölüdür.Durgundur.Karanlıktır.Derindir.Bir kuyu suyu gibi içindedir dağların.

Büsbütün unuttum seni eminim, Maziye karıştı şimdi yeminim, Kalbimde senin için …yok bile kinim, Bence sen de şimdi herkes gibisin.

Büyük bir hayal kırıklığı yaşayıp ben artık kimseyi sevemem deme! Unutma ki, en güzel çiçekler mezarlıklarda yetişir.

Büyük insanlığın toprağında gölge yok,sokağında fener,penceresinde cam,ama umudu var büyük insanlığın,umutsuz yaşanmıyor.

Cebimde yoktu ! Yüreğimden verdim.

Döğüşebilirim, doğru bulduğum, haklı bulduğum, güzel bulduğum herşey için, herkes için, yaşım başım buna engel değil.

Dörtnala gelip Uzak Asya’dan Akdenize bir kısrak başı gibi uzanan Bu memleket bizim.

Arkadaşlık ağaca benzer,kurudu mu bir daha yeşermez.

Artık ne geri gelmeni beklerim ne de ben gelirim. Nasılsa ben bir şey kaybetmedim, sen bensizliği seçtin. Karar senin.

Dost uğrunda ölmek kolay, fakat uğrunda ölünecek dostu bulmak zordur.

durup dururken hiç bitmeyecekmiş gibi bağlanıyorum başladığım güne ve her seferinde sen çıkıyorsun suyun yüzüne.

Düşmana inat birgün daha fazla yaşayacaksın.

Ekmek hepimize yetmiyor, kitap da öyle ama keder… Alabildiği kadar.

Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini.

Ellerine dokunmak isterim, dokunamam arkasından camın. Ben bir şaşkın seyircisiyim gülüm, alacakaranlığımda oynadığım dramın.

Benim sevdasında bencil; ama yüreğinde sağlam sevdiğim. Aklıma gelişini seveyim: ne güzel darma duman ediyorsun beni.

Bilmezden gelişim, aptala yatışım kaybetme korkumdan değil; karşımdakilerin yalan söyleme potansiyellerine olan merakımdandır.

En fazla bir yıl sürer yirminci asırlarda ölüm acısı.

Evet.. Belki umudum kalmadı geleceğimden; ama asla pişman değilim geçmişimden.

Gece gelen telgraf dört heceden ibaretti: vefat etti.

Geçtim putların ormanından baltalayarak, ne de kolay yıkılıyorlardı.

Gelecek günler için gökten ayet inmedi bize. Onu biz kendimiz vaad ettik kendimize.

Gelinler aynada saçını tarar, aynanın içinde birini arar. Elbet böyle sizi de aradılar. Gelinlere kıymayın efendiler.

Geliyorum dedi. Benden bile kovdum beni. Ama ne o geldi ne de kovduğum ben geldi geri. Sensizdim bir de bensiz bıraktın beni.

Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun?

Giderayak işlerim var bitirilecek, giderayak.

Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim? Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim.

Gökyüzünde atomlu tek bulut kalmayıncaya kadar, malı mülkü, aklı fikri, canı neyi varsa verebilmeli büyük hürriyete şiirlerimiz.

Gökyüzünü başımın üstünde görmek bana yasak.

Hani derler ya ben sensiz yaşayamam diye İşte ben onlardan değilim Ben sensiz de yaşarım; Ama seninle bir başka yaşarım…

Hapşurduğumda; çok yaşa, iyi yaşa yerine benimle yaşa deseydi keşke. Bende; sende gör değilde, emrin olur deseydim sessizce.

Her gelen sevmez ve hiçbir seven gitmez unutma. Bil ki; Giden dönüyorsa sevdiğinden değil, kaybettiğindendir aslında!

Gerçek şair kendi aşkı,kendi mutluluğu ve acısıyla uğraşmaz.Şiirlerinde halkının nabzı atmalıdır.

Gerçek yaşamdan kaçan ve onunla bağıntısız konuları işleyen kimse,saman gibi anlamsızca yanmaya yargılıdır.

Hiç olmazsa hıncımı böyle alırım dedim, Yola mağrur uzanan gölgesini çiğnedim.

Hiçbir korkuya benzemez halkını satanın korkusu.

Hoş geldin! Biz bıraktığın gibiyiz. Ustalaştık biraz daha taşı kırmakta,dostu düşmandan ayırmakta…

içimde ikinci bir insan gibidir seni sevmek saadeti.

Kadınlarımızın yüzü acılarımızın kitabıdır. Acılarımız, ayıplarımız ve döktüğümüz kan karasabanlar gibi çizer kadınların yüzünü.

Kararmasın yeter ki;Sol memenin altındaki cevahir!

Kelebek misalidir aşk; Anlamayana ömrü günlük, Anlayana bir ömürlük!

Kim bilir; masalınızın kahramanı, başka bir hikayenin figüranı olmaya gitmiştir belki de. Değer mi gitmesine? Gitmezdi değmese.

Kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir ben ayrılıkların. Kimi insan ezbere sayar yıldızların adını ben hasretlerin.

Kimselere anlatamadım  kendime bile  ola ki ağzımdan kaçırır, bir daha tutamam seni.

Korkma bana âşık olmaktan ya da çekip gitmekten. Çünkü kalbimdeki hiçbir cesedi sahipsiz bırakmadım ben.

Korkma giderken ‘b’yi alıyorum, Gerisini sana bırakıyorum. Nede olsa sen bitirdin b/izi. Öyleyse sende kalmalı ‘izi’..

Memleketim:Bedreddin,Sinan,Yunus Emre ve Sakarya,kurşun kubbeler ve fabrika bacaları benim o kendi kendinden bile gizleyerek sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir.

İnsan ya hayrandır sana, ya düşman. Ya hiç yokmuşsun gibi unutulursun, ya da bir dakika bile çıkmazsın akıldan.

İnsanlar işine gelince değil de vicdanına değince iyilik yapsalardı; bugün çıkar ilişkileri değil, gerçek sevdalar yaşanırdı !

İnsanların kanatları yok,insanların kanatları yüreklerinde.

İnsαn birisiyle yαşlαnmαlı, Birisi yüzünden değil!

Mesele esir düşmekte değil,teslim olmamakta bütün mesele.

Nabzını boşlukta sayan bir gece.

Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala.

Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması. ‘Ben’ deyip susması, ‘Sen’ deyip ağlamaklı kalması.

Ne kadar seviyorsun dersen ; o kadar işte. Tavanı kadar sokağın ve dibi kadar cehennemin…

Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması. Ne kötüdür ona an kadar yakın, bir asır kadar uzak olması !

Neleri alıp götürmedi benden ayrılık ; kilometrelerle umut , tonlarla keder, taradığım saçlar, sıktığım eller.

O bensizliği göze aldysa, Ben onsuzluktan birşey kaybetmem.

O, yalnız ağaran tanyerini görüyor ben, geceyi de Sen, yalnız geceyi görüyorsun, ben ağaran tanyerinide.

Ölüm kendinden önce bana yalnızlığını yolladı.

Önemli olan zamana bırakmak değil, Zamanla bırakmamaktır.

Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, şiirler yazdın. Peki o ne yaptı ? deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta.

Pamuk gibiydi bembeyazdı ekmek.

Pişman değilim yaşadıklarımdan, Öfkem belki de yaşayamadıklarımdan…

Pişman değilim! Sadece dön bak arkana; ne için, nelerden vazgeçtin? Neler dururken, sen neyi seçtin.

Şair başarılı olmak için,yapıtlarında maddi yaşamı aydınlatmak zorundadır.

Sebebi ne seni bir bıçak yarası gibi hatırlamamın? Sen böyle uzakken senin sesini duyup, yerimden fırlamamın sebebi ne?

Sen benim sarhoşluğumsun, ne ayıldım, ne ayılabilirim, ne ayılmak isterim!

Sende uzaklığı; sende ben, imkansızlığı seviyorum.

Sende, ben, imkânsızlığı seviyorum, fakat asla umutsuzluğu değil.

Memleketimi seviyorum:Çınarlarında kolan vurdum, hapisanelerinde yattım.Hiçbir şey gidermez iç sıkıntımı memleketimin şarkıları ve tütünü gibi.

İçimde mis kokulu kızıl bir gül gibi duruyor zaman.

İki şey var ancak ölümle unutulur,anamızın yüzüyle şehrimizin yüzü.

İnsan birisiyle yaşlanmalı, birisi yüzünden değil.

Seni seviyorum, ama nasıl: Avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp parmaklarımı kanatarak kırasıya, çıldırasıya.

Serçe gibisin kardeşim.

Sevdiğin müddetçe ve sevebildiğin kadar, Sevdiğine her şeyini verdiğin müddetçe ve verebildiğin kadar gençsin.

Sevmek, Sevdiğin kişiyle birlikte olmak değildir unutma! Çünkü aşk; onunla yaşamak değil, onu yaşamaktır aslında.. .

Şimdi on yaşına bastı.Ben içeri düştüğüm sene ana rahmine düşen çocuklar.

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da,hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Tavşan korktuğu için kaçmaz,Kaçtığı için korkar.

Topraktan öğrenip kitapsız bilendir.Hoca Nasreddin gibi ağlayan, Bayburtlu Zihni gibi gülendir. Ferhad’dır.Kerem’dir.Ve Keloğlan’dır.

Umuda bin kurşun sıksada ölüm, unutma! Umuda kurşun işlemez gülüm.

Umut binbir ayaklı, Umut Güneşte saklı. Umut edenler haklı, Umut insanın hakkı.

Vatan çiftliklerinizse,kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,ben vatan hainiyim.

Ve aynı ihtirasla tekrar ediyorum yine.Onlar ki; toprakta karınca,su da balık, havada kuş kadar çokturlar.Korkak,cesur,cahil ve çocukturlar.

Ve gayrisi mesela benim on sene yatmam Laf-ı güzaftır.

Ve sana söylemek istediğim en güzel söz: henüz söylememiş olduğum sözdür.

Vicdanla birlikte, şeref ararım ben sevdiklerimde. Her zaman doğru değildir elbet seçimlerim; Zaman gelir, şerefsizleri” de severim..

Ya ölü yıldızlara götüreceğiz hayatı,ya da ölüm inecek yeryüzüne.

Yağmur yağıyordu boyuna.Sözü onlar alıp dediler ona :”Daha pazar kurulmadı kurulacak.Esen rüzgâr durulmadı durulacak.Boynu daha vurulmadı vurulacak.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin. Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,Ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için.

Yapraklara dallara, yeşillere, allara, Nice nice yıllara gülüm, nice nice yıllara. Yaprak dala, al yeşile yaraşır, Gayrı bundan böyle vermem seni ellere.

Yaşamak ümitli bir iştir, sevgilim. Yaşamak: Seni sevmek gibi ciddi bir iştir.

Yazılarım otuz-kırk dilde basılır, Türkiye’mde Türkçemle yasak!

Yeni meydanlar açılmış uzaktaki şehrimde.