Duygusal Sözler

 

duygusal

 

“Her katil cinayet mahaline mutlaka geri döner” derlerdi de inanmazdım. Ölüp ölmediğini merak ettiğin kız, tüm sessizliğe ve zamana inat, nefes alıyor!

“Üzgünüm” diye başIayan bir cümIe duyarsanız şayet, hazır oIun! CümIenin sonunda üzgün oIan tek kişi siz oIacaksınız.

Adına şarkılar yazmadım diye resmini yollara çizmedim diye sanma ki sevgilim seni sevmedim.

AğaçIarın daIIarında niçin kaIır güz yaprakIar düşene dek? Ne zaman emrediIir toprağın aItında güIün önceden beIirIenmişIiği.

Aşk uyudu ranzalarda, düşler eskidi gitti. Islığıma gömüyorum kalbimdeki sözleri..

ArzuIarını ve korkuIarını ortadan kaIdır. Artık senin için hiç bir zaIim kaImaz.

Benden seni seviyorum dememi bekleme sevgili. Bizde zikir sessiz çekilir..

Gül bahçesinde geçse de ömrüm, inan üstüne gül koklamam gülüm, seni koklamak olsada ölüm, uğrunda ölmeye deger gülüm.

Hayat o kadar acımasız ki; bazen doğru oıanı yapmak için en çok istediklerimizden vazgeçmemiz gerekir. Hayallerimizden bile.

Hayata bir adım daha yakıaştım seninle… tutunca ellerini hayata bağlanırım sevgilim…Sen hayatı bana öğrettin, kalbime sevmeyi gösterdin…

Belki kurduğumuz hayaller biter diye düşlerde bir sen biriktirdim yüreğime..

Ben sensizdim! Akşamın yaklaştığı saatlerde. Kahrolursun görme ağladığımı. Başlayan düşü şafakla birlikte dağıtır ansızın her gün batımı..

Dışarda yağmur kalbimde rüzgar, seviyorum seni dünyalar kadar. Yüreğim yanar,  gözlerim ağlar, içimde sadece senin hasretin var.

Boğazıma takıldı sevdan. 3 kere sırtıma vur helal de; alışık değilim harama, ondan olacak herhalde..

Boş adamın tekisin dedi. İçimde sen yoksun ya ondandır dedim..

AsIında benim gözIerim kahverengi güneşe bakınca eIa sana bakınca çok fena oIuyo…

Aslında suçum yok hakim bey bende yakmak istemezdim bu şehri ama ne yapayım üşümesin sevdiğimin elleri…

Ben kalem ucunda o kadar insan öldürdüm ki; hepsinin cesedi mısralarımda ölümsüzleşti..

Ben kimsenin kollarında ölmek istemiyorum, annemin ayaklarının altına gömün beni, o yeter..

Ben ne kadar zil zurna sarhoş olsam da yaşadıklarımdan çıkarken hesabı ödeyecek kadar ayığım..

Aslında yaprak ağaçtan sıkılmıştı sonbahar bahane…

Aşkımın bahari sensin diyerek, kaIbimin feryadi dinsin diyerek, hayatta yanIiz seni severek aciIan güIümü dermeye geIdim!

Ben yalnızca sevdiklerimden korkarım; çünkü beni sadece onlar incitebilir..

Ben; beni unutanları hiç unutmadım. Usulca katlayıp bir elbise gibi yüreğimin çekmecesine sakladım..

Allah yol vermiş, yordam vermiş, iz vermiş. Niye gelmiyorsun..

ArtistIik yapmaya gerek yok. Seni öyIe bir görmezden geIirim ki; sen biIe varIığından şüphe edersin.

Ey gönül! Şimdi sorarım sana, hangi aşk daha büyüktür? Anlatılarak “dile” düşen mi? anlatılmayıp “YÜREK” deşen mi?

Gözümü bağlayıp atsalar sırtımdan itip; yine senin yanına düşerim, yer çekimi değil, yar çekimi.

Hayatı tesbih yaptım bazen çekiyorum, bazen sallıyorum.

Aşık gibi sevmezsen kardeş gibi sev beni demiştim; sen de öyle sevdin. Bu aşkın Habil’i ben oldum Kabil’i sen!

Aşk 1 kelime ile anlatılsa seni gösteririm cümle alemi alıp karşıma.

Bu günü de gördüm yarin yasar miyim biImem, gençIiğe de güvenemem. ÖIenIer hep ihtiyar midir?

Sevilmek umuduyla sevmek insanidir, fakat sevmek için sevmek, meleklere mahsustur.

Unutmak zor, anlatmak imkansız, çünkü; sen, unutuldukça hatırlanan anlatıldıkça hiç bitmeyensin.

Aşk bazen acıyIa tanışmanın adıdır. Ve aşk, uçmaya kanat aramak değiI, uçuruma kanatsız atIamaktır.

Aşk bir elma şekeridir, şekeri yersin sapı kalır.

Aşk dediler tuttum, yalnızlık dediler durdum, bu soruyu kıza sordum, hayat dedi.

Bu dünyada, öyIe ya da böyIe yaptığın her şeyin hesabını verirsin. Hiçbir şey karşıIıksız değiIdir. Tanrı’nın merhameti dışında.

Utanırım, söyleyemem yaşadığım yalnızlığı, kelimeler yetmiyor ki; bu mu sevda dedikleri?

Ya sevmelisin adam gibi rol yapmadan, ya da gitmelisin bu şehir bir intihara sahne olmadan..

Ya tek benim olursun, ya da silinir gidersin bu yürekten. Orta yolu yok bunun! Ha var, ha yok değil; ya var olursun ya da yok!

Bu nasıl bir duygu bilemiyorum; kimseye ayrıldık diyemiyorum, adını kim sorsa eziliyorum, ayrılıp gittiği o günden beri….

Saçının bir teline dünyalar feda olsun, kalbin hep benimle dolu olsun.

Doğabilecek en güzel güneş sana doğsun, çalabilecek en güzel saz sana çalsın, açılabilecek en güzel kapı sana açılsın, bitecekse ömrüm kollarında bitsin.

Doğmak kolay da yaşamak zor be anne.

Dilini kalbine yanaştır; dilinle söylediğini kalbinle de söyle. Dikiş tutmuyorsa şayet, söylenmeyi bırak sus..

İsmin dudağımda oldu bir hece bakışın sitemli aşksız bilmece, uykusuz kaldığım kaçıncı gece, sokak lambaları şahidim olsun!

Ey Özlenen! Zamanlı zamansız akşamlarda, yitik coğrafyalardan sürgünlerini göçe vurmuş yolcular çalıyorlar kapımı..

Dizlerimizi kırıp kaderin karşısına oturduk. Ne diyecek, merakla bekliyoruz.

Zor iş be sevmek ne sigortası ne de maaşı var bir ayrılığı var bir de gözyaşı.

Seçtiğin yolda sana mutluluklar diliyorum. Unutmak alışmaktır. Unutursun demiyorum, ama alışacaksın biliyorum..

İnsani yaşlandıran yaşadığı yıllar değil, yaşayamadığı arzularıdır. Hayatta en acı şey felaketler değil, yaşanması mümkün iken yaşanmayan mutluluklardır!

Fark yok ikimizde beyazları giyindik. Sen dünya evine, onun altına. Ben ahiret alemine iki karış toprak altına girdim..

Kahretsin ki; dinlediğim her şarkıda seni anımsatan, ya gözlerin, ya ihanetin var..

‘Hayatım” desen ömrüm uzardı, şimdi dilime adın değse midem bulanıyor..

İnsan iyi yürekli olunca hiçbir zaman yalnız kalmaz. Her zaman arayanları bulunur.

Ağlamak aşkın kuraılıysa gülmek bana yakışmaz sana kör kütük aşık olmuşken gözlerimde ne yas diner kalbimde ne sözler biter birtanem

sıkılırsan kurşun sıkarsın..

Aşk oda sıcaklığına göre maddenin üç halini de alabilir. Bağırıp küfrederken katıdır, öpüp kokladığınızda sıvıya dönüşürken, kapıyı çarpıp çıktığınızda ise buharlaşır..

İnsanların ne kadar kötü olduklarını görmek beni hiç şaşırtmıyor fakat bu yüzden hiç utanmadıklarını görünce çok şaşırıyorum.

Gözlerinin kahvesinden koy ömrüme, 40 yılın hatırına sen kalayım..

Kadın ilk öpücükte neler kazanacağını bilemez, ama son öpücükte neler kaybettiğini bilir.

Ah be sevgili! Slow müzik tadındaydı beraberliğimiz, gidişin remix’li oldu; kop’tun gidiyorsun..

Al sana gökkuşağı, saçına takarsın. Al sana bulut, gözyaşını atarsın. Al sana kalbim, sorun değil

Kadın, insanın gölgesi gibidir; kovalarsanız kaçar, kaçarsanız kovalar.

Ne ölmek nefessiz kalmaktır ne de yaşamak nefes almaktır. Yaşamak; sevilmeyi hak eden birine yaşamını harcamaktır.

Yağmur olsan binlerce damla arasında bulur tutardım seni, çünkü korkarım, toprak aldığını vermiyor geri..

Yağmura yakalanırsan, benden kaçtığın gibi yağmurdan kaç, çünkü bulutların arkasında aşkı için ağlayan benim..

Sana verebileceğim beyaz sayfalarım yok! Her yanımı seninle karaladım ben..

Yalnızlığın iskelesinde bir kayık bağlı. Ben çözüp gelemiyorum, seni zaten deniz tutar.

Zaten ben hep gitmişimdir; kimilerinin hoşuna, kimilerinin zoruna…

Profesörler bırakın uzun yaşamanın sırlarını. O’nsuz yaşamanın sırlarını bulun..

Sadakat mıydı zamana yenilen, yoksa zaman mıydı ihanete buyur gel diyen..

Kalbim seni unutacak kadar adi ise ellerim onu parçalayacak kadar asildir.

Mutlu olmanı istesem de, bir başkasının senin içini ısıtacağını bilmek, benim hep içimi üşütücek..

Sefaletimin nedeni yok’sulluk değil, yoksun’luk..

Mutsuzluk yaşadığımız olayda değil, bizim ona gösterdiğimiz tepkidedir.

Ne kadar zordur aslında sevip de seviyorum diyememek. Görüp,  görmemezlikten gelmek, yaşadığını bilip de benim için öldü demek..

Sen aslında gitmedin öyle değil mi? Eskisi gibiyiz hala, hala çocuklar gibi; herşey şakacıktan..

Sevgimiz yavaş yavaş süzülen çisil yağmur gibi ama ırmakları taşıran cinsten.

Mutluluktan hiç ağlamadım ama, sinirden güldüğüm çok oldu..

Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması. Ne kötüdür ona an kadar yakın, bir asır kadar uzak olması..