Ahmet Altan Sözleri

Ahmet-Altan

 

Tanrı kadınlara geçmişi ve geleceği, erkeklere ise yaşadığı günü armağan etti. Kadınlar geniş bir zamana yayıldıkları için huzursuz, erkekler daracık bir zamana sıkıştıkları için anlayışsız olurlar.

Alman’dan bir randevu istersin ve o sana ‘Tamam, Çarsamba günü saat 8.45’te buluşalım’ der. Türk’ten randevu istersin, ‘Çarşamba günü öğleden sonra tekrar arar mısın?’ diye sorar.

Aşk kılıç yarası gibidir, acısı geçer ama mutlaka izi kalır.

Hayat diye bir şey var, her zaman size keşfedilecek geniş alanlar bırakan, ne kadar yaşarsanız yaşayın daima bilmediğiniz, kuytularına sokulamadığınız bir hayat, sadece size ait bir hayat.

Hep aynı güçle özledim Özlemeyi hep iyi bildim Kavuşmakta ise hep acemiyim.

Hep “öldürmeyi” amaçlayan kutsallıklar peşinde koştuk, artık bir de “yaşatmayı” amaçlayan kutsallıkların peşinden gidelim.

Kazanamayacakları bir savaşı kazanacaklarını sananlar, bunun yanlış olduğunu söyleyenlere kızarlar.

Meclis bir akşamda bilinen kararları aldı ve ülkeyi değiştirdi. Eğer bu kararlar 15 yıl önce alınmış olaydı 30 bin gencimiz ölmeyecekti. ‘Şimdi birilerinin yürekleri sızlıyor mu?’ diyeceksiniz. Bence sızlamıyor. Her zaman onurdan bahseder bizim ahmaklar. Amerikalı dolar verince kendi gururları nerede kalıyor peki

Para harcamak kültür ister, o da bizimkilerde yok. Almanların Goethe’si, Mozart’ı, Bethoveen’i var. Bizim ise sadece pastırmalı yumurtamız.

Sessiz ve mükemmel gece. Ve biri eksik. Biri her zaman eksik. Biri, geldiğinde bile eksik. Öyle eksildik ki yaşarken, bize dokunan herkesi eksiltiyoruz.Yalnızlığımızla çoğalıp kalabalığımızla eksiliyoruz ve öylesine kalabalık ki yalnızlığımız; ne yana dönsek kendimize çarpıyoruz.

Şeytanın yarattığı bir gökkuşağı gibidir kıskançlık. Kendini tutsak,kıskandığını özgür görürsün.

Yanımda kimse olmadığından değil yalnızlığım, yalnız olduğumu söyleyebileceğim kimse olmadığımdan yalnızım ben.

Bakın, bir sistem “slogan attı, şaka yaptı” diye çocukları mahkemelere doldurmaya başladığında artık o sistemin sonu gelmiş demektir.Bu saçmalıkların, bu manasız baskıların, bu gereksiz yasakların, bu bunaltıcı ve sıkıcı tabuların miadı doldu.

Ben, yirmi yıla kadar bildiğimiz türde okulun yeryüzünde kalmayacağına, bilgisayarlar sayesinde çok başka eğitim biçimlerinin ortaya çıkacağına inanıyorum.

Doğarsın, hayatının bazı kısımlarını inşa etme özgürlüğün vardır. Ama ölümde seçme özgürlüğü yok. Yapılacak tek şey, yaşayacağın zamana mümkün olduğunca mana yükleyebilmek.

Elin oğlu alay etmez mi? Lozan Antlaşması’yla 4.3 milyon kilometrekarelik toprağı nasıl kaybettiniz’ diye sormaz mı?

Ölümden korktuğumuzdan değil yaşadığımız, biz savaşmayı sevdiğimizden yaşarız.

Ölümü bile ikinci sıraya düşüren bir durumdur aşk.

Türkiye’nin en karanlık, en ürkütücü, en yasadışı örgütü hangisidir derseniz, “devlet” derim.